Okyanusla Tanışın: On İkinci Ev
Astrolojik evleri incelediğimiz yolculuğumuzun son durağına geldik. On ikinci ev bizi hem bireysel hem de kolektif alanlarda fonksiyon gösterebilen biyolojik-psikolojik birimler olmamızı sağlayan tecrübe alanlarının sonuncusu.
Yedinci evin başlattığı son altı ev kolektif tecrübeler, ilk altı ev ise bireysel tecrübelerdi (kolektif tecrübeler yaşayabilmemiz için kendimize çeki düzen vermek gibi).
Her ev de tam zıttındaki ev ile tematik bir ilişki içerisindeydi. Yani evet, on ikinci evi konuşurken, altıncı evi de konuşacağız (zıttı çünkü).
Ayrıca, her ev de 3 evden oluşan bir çeyreğin parçasıydı. Her bir çeyreğin ilk evi bir süreci başlatıyordu, ikincisi bu süreci devam ettirip daha da fazla form veriyordu ve üçüncüsü ise bu formu kullanıp, dağıtıp bir sonraki evde yeni bir sürecin başlaması için hazırlık yapıyordu.
Yani, on ikinci ev kolektif tecrübelerden biri ve altıncı evin karşısında bulunuyor, ve son çeyreğin de son evi.
Altıncı ev ise bireysel evlerin son eviydi ve bizi kolektif tecrübelere hazırlamıştı. İlk evde başlatılan “ben” olma operasyonunun saflaştırılması ve cilalanmasıyla ilgiliydi. Ondan önceki ev olan beşinci evde, dördüncü evde tam olarak kurulan benliği icra ediyorduk (yaratım aracılığıyla). Ancak beşinci evde icra edilen benliğin kolektif tecrübelere başlayıp “diğerleriyle” tanışmadan önce altıncı evde son bir cilaya ihtiyacı vardı.
Şimdi, on ikinci evde ise, tam aksi söz konusu. On ikinci eve ulaştığımızda, artık bir süredir kolektif tecrübelerle uğraşıyor haldeyiz. Şu anda yapılacak olan hazırlık ise bireysel tecrübelere başlamadan önceki hazırlık. Başka bir deyişle, döngü sıfırlanmadan önceki son adımdayız. Bu defa cilalayıp, saflaştıracağımız şey “kolektif benlik” - ki benlik tekrardan başlatılabilsin takip eden birinci evde. Ancak, kolektif benlik bir çelişki. İşte bu yüzden on ikinci ev, benliği söktüğümüz (dikiş sökmek gibi) ve parçaladığımız yer.
Şu ana dek üstüne çalıştığımız her şey, yani hayatta kalmayı, ilişkileri, dünyada bir etki bırakmamızı mümkün kılan tüm ego birikimi bu aşamada bizim için bir yük. Dediğim gibi, yeni bir benlik yaratmaya hazırlanıyoruz. Ancak birisi nasıl egosundan (benliğinden) sıyrılabilir? Birisi nasıl diktiği benliği sökebilir?
Bunların yanıtlarına yaklaşabilmek için ben “benlik sahipliğine” bir spektrum olarak bakmayı seçiyorum. Bu spektrumun bir ucunda “çok fazla benlik” öbür ucunda ise sıfır ego, sıfır benlik ve var olan her şeye tam ve bütün bir bağlantı var. Yani ne kadar çok benliğim varsa, varlığın geri kalanından o kadar ayrıyım anlamına geliyor. Ne kadar az benliğim varsa da her şeyin o kadar parçasıyım.
Kolektif tecrübelere son hazırlığın yapıldığı altıncı evin öncesindeki beşinci ev, benliğin maksimum icrasının gerçekleştiği yerdi. Yaratım, oyun, tutku burada tecrübe ediliyordu. “Ben” kendini ifade ediyordu. Bu metnin konusu olan evin tam öncesindeki ev de beşinci evin tam zıttı olan on birinci evdi. Burada ise “kolektif” kendisini grup aktiviteleri, ortak/paylaşılan idealler, umutlar ve dilekler aracılığıyla icra ediyordu.
Altıncı evde, icra edilen benlik saflaştırıldı ve hazırlandı. On ikinci evde ise icra edilen kolektif saflaştırılıp hazırlanacak. Kolektifin en saf ve kusursuz hali de en az ayrımın olduğu hali. On birinci evde okyanusun kolektif hayali olan okyanus olma hayali her bir damlanın bir araya gelmesiyle başarılmıştı. On ikinci ev, damlaların artık birer damla olduklarını bile unuttukları ve "ayrım ilüzyonunu” terk ettikleri yer.
Yani, on ikinci ev benlik sahipliği spektrumunda öbür uca gittiğimiz yer. Bu sebepten, bizi bu tarafa götüren tüm tecrübeler bu evin şemsiyesi altına düşüyor. Fedakarlık, özveri, şifa, yardım bu “bağlantı kasını” güçlendirmenin en kolay yollarından.
Burası doğası gereği çok gizli ve izole bir ev. Bağlantıdan bahsettikten sonra bunu demem çelişkili gelmiş olabilir kulağa ama bir dinleyin. Kendi düğümlerimizi çözmek yalnızca bizim kendi çabalarımız sonucu olabilir. Evet, yardım, rehberlik, şifa alabilir ve bu söküm için fırsatları değerlendirebiliriz ancak günün sonunda içte yapılacak iş bize ait. Çünkü kendi bağladığım düğümü en iyi ben çözebilirim.
Burası çok yoğun bir tecrübe alanı. Kendini sökme ve varoluşun geri kalanına bağlı hissetme yolculuğu bir labirent. Bazen kaybolup sıkışabiliyoruz ve gerçek bağlantıyla uyuşmayı, kendinden geçmeyi, unutmayı, bilinci kaybetmeyi karıştırabiliyoruz. (Connection vs. Oblivion) Bu sebepten akıl, algı değişikliği durumları, aşırı alkol ve uyuşturucu kullanımı, akli rahatsızlıklarının bazıları da on ikinci evin altında bulunuyor.
Bazen kolektiften ayrılmak mecazi anlamdan öteye gidiyor ve bu tip semptomlar da on ikinci evde tecrübe ediliyor. Bizi dünyanın geri kalanından ayıran, sürgün eden hapishane ve akıl hastaneleri bunlara örnek olabilir. Ama aynı zamanda, ve aynı sebepten, bir manastır, retreat, yalnız bir yolculuk, bir ruhani rehber veya terapistin odası da on ikinci ev alanı çünkü buralarda da bağlantı bulma, çalışmayan düğümleri çözme amaçları var. Tüm bunlar benliği yenilemeye ve yenisine hazırlamaya hizmet eden aktiviteler.
Hayatımız boyunca varoluşun geri kalanından bizi ayrı tutan taraflarımızla yüzleşmek için veya yüzleştiğimiz için inzivalara çekiliyoruz. Umalım ki her birinden mümkün olduğunca fazlasını (ya da fazlamızı) geride bırakarak ayrılalım ve dünyaya taze gözlerle bakalım.
Senin çilen, benim çilem. Senin mutluluğun, benim mutluluğum.
On ikinci eviniz ve haritanızın geri kalanı hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız rezervasyon için astroadco@gmail.com adresine e-mail atabilir veya Instagram hesabımdan (@astroadco) bana ulaşabilirsiniz.
Bu sitede yer alan tüm yazılar, makaleler, görseller ve içerikler 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması veya dağıtılması yasaktır. Kaynak gösterilerek dahi olsa, eser sahibinin yazılı izni olmadan kullanılamaz.